Malatya’da bugün başlayacak olan Kayısı Festivali önceki dönemlerdeki aktivitelerini arar oldu. Gazeteci Necdet Akboğa dönemimizde gerçekleştirilen festivalleri sert bir dille eleştirerek eskiye dönüşe işaret etti. Akboğa: “Emek sarf edilirdi. Sanatkarlar getirilerek il dışından figürler yaparlardı. Patik yapan kadınlar resmedilirdi. Kayısı festivalinin iliklerine kadar yaşardı Malatyalılar. Kayısı festivali ‘Tıngırtı Festivaline’ döndü. Tıngırtı varsa festival, konser varsa festival” dedi.
Gazeteci Necdet Akboğa gerçekleştirilen festivalleri sert bir dille eleştirerek eskiye dönüşe işaret etti.
Patik yapan kadınlar resmedilirdi. Kayısı festivalinin iliklerine kadar yaşardı Malatyalılar.
Kayısı festivali ‘Tıngırtı Festivaline’ döndü.
Tıngırtı varsa festival, konser varsa festival” dedi.
Yeni Malatya Haber Sitesinden Gürhan SELAN ın haberine göre Gazeteci Necdet Akboğa'nın festivalleri sert bir dille eleştirerek Festivallerin amacı dışında tıngırtıdan ibaretleştirildiğini söyledi.
Malatya festival günlerini yaşamaya başlarken, diğer yandan da festivallerde yaşanan sönüklük ve geçmişe özlem bir kez daha gündeme geldi. Busabah TV ekranlarında Son Manşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu Bakış Açısı programında Kayısı Festivali masaya yatırıldı. Gazeteci Necdet Akboğa, geçmişte düzenlenen kayısı festivallerine atıfta bulunarak:
“Hangi ülkeyi getirdin Danimarka’dan konsolos mu geldi. Fransa’dan ateşe mi geldi. TRT’de bıktığımız sanatçılar getiriliyor. Kalbur dolusu para verip festival diyorsunuz. 30 yıl önceki festivali istiyoruz. 4 tane türkü söyletmekle kayısıyı satamazsın. Şehri şahlandıramazsın. Dümlelekler sazlar mıdır Festival” ifadelerini kullandı.
Gazeteci Necdet Akboğa Kayısı festivali özelinde gerçekleştirilen etkinlikleri ve eksiklikleri dile getirerek geçmişte yaşanan festivallere özlemi anlattı. Akboğa önceki dönemlerde Almancıların, gurbetçilerin tatillerini ve izinlerini özellikle festivalin yapılacağı günlere denk getirdiğini ve bir samimiyet olduğunu dile getirerek:
“Kayısı Festivali bizim zamanımızda Kanalboyu’ndan başlardı. Sıcacıktı. Almancılar, tatilciler, İstanbul’dakiler tatillerini festivale göre ayarlarlardı. Eskiden o festivalin havası, kortejlerin kavası vardı. Vitrinlerde kayısıya dair figürler vardı. Vitrin yarışması düzenlenirdi. Emek sarf edilirdi. Sanatkarlar getirilerek il dışından figürler yaparlardı. Patik yapan kadınlar resmedilirdi. Kayısı festivalinin iliklerine kadar yaşardı Malatyalılar. Kayısı festivali ‘Tıngırtı Festivaline’ döndü. Tıngırtı varsa festival, konser varsa festival. Hani gurbetçilerin. Nerde Alman plakalı araçlar. Herşeyin içini boşalttınız, kayısının çekirdeğini de pırtlattınız. Geriye dönüp baktığınızda bunu yeni nesil bilmez. Yemekler, oteller, sarmalar güzeldi parayı aldın gittin adı festival oldu. Nedir bu cahillik” ifadelerini kullandı.
Necdet Akboğa:Festivallerin sadece dümbelek ve sazlardan ibaret değildir.
Festivallerin sadece dümbelek ve sazlardan ibaret olmadığına dikkat çeken Gazeteci Necdet Akboğa:
“Kiraz bitmeden kayısı festivali başladı. Kiraz festivaline getirdiğin sanatçıyı Kayısı festivaline de getiriyorsun. Bu memleketin herşeyine siyaset soktunuz bari festivaline sokmayın. Bu memleketin Belkıs Akkale’si var ya. Selahattin Alpay’ı var. Kayısı festivaline özel güzellik yarışması ve ses yarışmaları düzenlenirdi. Genç kızlar yarışırdı. Ses yarışmasında ünlü olanlar vardı. İlk basamağı burada atanlar vardı. Keşfedildiler burada. Hangi ülkeyi getirdin Danimarka’dan konsolos mu geldi. Fransa’dan ateşe mi geldi. TRT’de bıktığımız sanatçılar getiriliyor. Kalbur dolusu para verip festival diyorsunuz. 30 yıl önceki festivali istiyoruz. 4 tane türkü söyletmekle kayısıyı satamazsın. Şehri şahlandıramazsın. Dümbelekler sazlar mıdır Festival. 30 yıl önce mahallelere yabancılar gelirdi. Azerbeycan’dan Bosna’dan gelenler olurdu. Guruplar gelirdi. Hep geriye gidiyoruz. Hergün tvde gördüğümüz adamları getirip festival yapamazsınız" dedi.
Malatya’da festival dönemlerinde vitrin yarışmalarının yapıldığını ve Avrupalıların bu minyatürleri görmek adına gün saydıklarını ifade eden Akboğa:
“Dönün eskiye. Önceye bakın arşivleri karıştırın. Bir tane havuz başı bırakmadınız. Bakanlar gelirdi. Kernek havuz başında yarışma düzenlenirdi ve bakan jüri üyesi olurdu. O kadar büyük bir samimiyet vardı. Bakan gece gelmiş sonra üye olmuş. Malatya çocukları seslerini dile getirirdi. Havuz bile bırakmadınız. Herşeyi betonlaştırdığınız gibi kayısıyı da, festivalide betonlaştırdınız. Sığ hale getirdiniz. Ondan sonra da niye herkes susuyor. 30 yıl önceki festivale dön. Loğları yap, islimleri yap. Avrupalılar gelip o minyatür sanatlarını resmederlerdi. Nerde bunlar. Hangi festival.. Ufuk lazım bunun için. Hediyeleri verdik, yatırdık, içirdik hediyesini verdik sosyal medyada paylaştık ve gönderdik. Alın size festival. Çöşnük virajında Polonya ekibi geldi gösteri yaptı. Nerede o festivaller” şeklinde konuştu.
Busabah Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu ise önceki festivaller döneminde Avrupalıların festivallere akın ettiklerini ancak şu anda Avrupalıyı çekecek bir festivalin düzenlenemediğini ifade ederek:
“Böyle bir festival ben görmedim, katılmıyorum. Sanatçılığı yandaşlık olarak gören bir sanatçı Yavuz Bingöl. Cemal Akın dönemi ile birlikte festival siyasallaşmaya başladı. Siyasileşti. İktidara yakın olan bir sanatçı var ve paket olarak tüm illeri ilçeleri gezecek. Festivaller artık aslına uygun yapılmıyor. İnsanları merak ederdik. Yerel kıyafetlerle görürdük. Festival Avrupa’ya taşınırdı. Avrupa festivali bilirdi. Festivali tabanından tavanına kadar hissederdik. Çığırından çıktı festivaller. Amacından çıktı. Kortej yürüyüşleri harika olurdu. Üreticilere ciddi ürünler verirdi. Vitrin yarışması yapılması ne kadar büyük bir incelikti. Festival biterdi esnaflar Orduzu’da 1 aydan fazla kalırlardı. Tamamen Malatya esnafı olurdu, yerel bir ekonomik döngü oluşurdu. 4 tane sanatçı ile festival yapıyoruz” şeklinde konuştu.